24 Şubat 2009 Salı

Bursa camileri (Evliya çelebi)


CamileriHepsi 1040 tanedir (Bursa şehrinde 1040 cami bulunması da imkânsızdır. 23.000 ev gerçek olsa bile her 23 eve bir cami düşer ki mümkün değildir. Ancak Evliya Çelebi resmî makamlardan bu rakkamı bütün Bursa Sancağı için almış ve dalgınlıkla şehre ait diye göstermiş olabilir). 357 tanesi sultan, vezir, vükelâ (Hükümet ileri gelenleri), ileri gelenler ve büyük kimselerin camileridir.


Ulu Cami:


Ulucami minyatürü
Yıldırım Bayazıd Han yaptırmıştır. Bursa'nın havadar, yüksek yerinde güzel bir camidir. Cami içinde dörtköşe paye sütunlardan her birinin aşağısı adam boyu kadar altınlı, nakışlıdır; üstünde her payenin dört cihetinde de Tanrı isimleri türlü hatlarla ziynet verir.




Bu yazıların elif harfleri üçer zirâdır ve düzdür. Bu sütunlar üzerinde 19 kubbe vardır ki hep kurşunla örtülüdür. Her kubbenin alemleri güneş gibi ışık verir. Yirminci kubbe yeri caminin ortasında olup sarı pirinç telden bir kubbe örülmüştür. Hayvanlar ve kuşlar giremeyip güneş ışığı girerek aydınlatır. Bu açık kubbenin altında eni boyu aynı büyüklükte bir havuz vardır ki iğinde türlü balıklar yüzer. Bütün cemaat o havuzdan abdest tazeleyip ibadet ederler.Minberi yapan sanatkâr ceviz tahtası üzerine bütün üstadca kudretini sarfedip olağanüstü bir nakışla bezemiştir ki burada olan Bursalı Fahrî oymasının türlü çiçek resimleriyle yazılarını cihan ressamları toplansalar yapamazlar, örneği yoktur. Belki Sinop Camisi'ndeki minber bununla ölçüştürülebilir.Nakışlı bir Müezzinler Mahfili (Toplantı yeri demektir) vardır ki sanki Cennet Mahfilidir. Dört ciheti pencerelerle, pencereler billurlarla bezenmiş aydınlık bir camidir. Evkafı kuvvetli olduğundan burada olan kilim ve seccadeler hiçbir camide yoktur. Her gece yedi kandille aydınlanır ışıklı bir camidir. Gece gündüz kalabalık cemaati vardır. 70 yerde bütün ilimlerde dersiamları vardır. 2000 talebe dersle meşguldür. Bu caminin bir yan kapısından öteki yan kapısına kadar uzunluğu elli ayaktır. Kıble kapısından mihraba kadar 180 ayaktır.3 kapısı vardır: Sol tarafta Hünkâr Mahfili Kapısı. Bu Mahfil tahtânîdir. Kıble Kapısı. Sağ tarafta da Mahkeme Kapısı bulunur.Kıble Kapısı'nda dışarı sofası vardır ama başka camiler gibi büyük haremi (Harem, caminin bahçesi veya avlusu demektir) yoktur. Küçük bir haremi vardır. Ortasında Şeyhülislâm Aziz Efendi abdest almak için bir havuz yaptırmıştır.Bu caminin sağında, solunda iki kaim yüksek minare vardır. Mahkeme tarafındaki minarenin kadehinde üstad mimar bir şadırvan kadehi icad edip bunun suyunu tâ Keşiş Dağı'ndan getirerek cidden marifet göstermiştir. Ama şimdiki halde, zamanla su yolları bozulup fıskiye işlemez olmuştur. Yağmur yağınca o şadırvanın kadehine su dolup kuşlar o rahmet yağmurundan içerek susuzluklarını giderirler. Bu cami Bursa şehrinin Ayasofyası'dır. Bütün camilerin ulusu olduğu için önce bu yazıldı.

Sultan Orhan Gazi Camisi:

Bursa'nın fethinde ilk yapılan bu camidir.Gazi Hüdavendigâr yani Şehit Murad Han Gazi Camisi: Bursa şehrinin batı tarafında, yarım saat uzaklıkta, eski Kaplıca şehrinin Edem (Bu kelimenin okunuşu şüphelidir. "Elif", "dal" ve "mim" harfleriyle yazılmıştır. Yani "Edm" veya "Adm" şeklindedir. Bizim Edem okuyuşumuz bir yakıştırmadır) Mahallesi'nde güzel bir camidir. Yapılış tarzı hiçbir camiye benzemez. Gayet sanatkâranedir. Aşağısı ibadethane, yukarısı çepeçevre medrese odalarıdır. Herkes kendi odasında imama uyup ibadet eder. Görülmesi lâzım güzel bir camidir.Hikâye: Bir gün Murad Han Hazretlerinin bir doğanı uçup tak üzerine konmuş. Murad Han her ne kadar doğanı çağırrnışsa da gelmemiş. Gelmek ihtimali olmadığını da anlayınca öfkelenip "kaskatı kal" dediğinde Ulu Tanrı'nın buyruğu ile o doğan tak üzerinde taş olup kalmıştır. Hâlâ durur. Herkesin gözü önünde bellidir.

Bu caminin bir kapısı, bir tabakalı minaresi vardır. Haremi yoktur.

Yıldırım Bayazıd Han Oğlu Mehmed Hem Camisi:

Yeşil İmaret adıyla meşhur parlak bir camidir. Bursa'nın doğu cihetinde, yüksek bir yerde, üstadca yapılmış, gönül çekici bir camidir. Kubbeleri beyaz ham mermerdendir. İki kubbelidir. Boyu 108, eni 80 ayaktır. İçinde sütunları yoktur. Mihrap ve minberini tariften âcizim. Çünkü o mihrapta olan inceliği anlatmak imkânsızdır. Ancak bir kıble kapısı var ki sağında, solunda yüksek takma varıncaya kadar gayet ince ve güzel nakışlar yapılmıştır ki dünyanın en usta nakkaşları bunları kâğıt üzerine kıl kalemle yazamazlar. Fakat mermer üstadı bu kapıya tam üç yıl, ham mermer üzerine keser vurarak hünerini belli etmiş, bina sahibi Mehmed Han'dan üç yılda 40.000 altın almıştır. Yeşil İmaret Kapısı 40.000 altına yapılmış ve süslenmiştir diye dostlar arasında destan olmuştur. Seyyahlar arasında herkesin cidden övdüğü muhteşem bir kapıdır. Cennete benzeyen bu camide güzel sanatkârlıklar, türlü marifetler yapmıştır ki anlatmak isteyenler övmekte âciz kalırlar. Sözün sonu: Güzelliği ve hoşluğu bakımından yer yüzünde böyle bir insan işi yapılmamıştır. Yeşil Cami diye adlandırılmasına sebep kubbelerinin ve minaresi tacının yeşil ve sırlı çini ile örtülü olup güneş ışığı altında zümrüt gibi parlamasıdır.
Dışarı haremi çınarlarla süslüdür. Bu caminin benzeri Bursa'da olmadığı gibi seyyahlar "başka ülkelerde de böyle bir Tanrı evi görmedik" diyorlar vesselam.


Yıldırım, Bayazıd Han Camisi:

Bursa'nın doğu cihetinde Cennet bahçesi gibi bir gülistan içinde küçük bir camidir. Fakat cemaatten mahrum kalmıştır. Uzunluğu 150, eni 100 ayaktır. Eski tarzda, sadece bir yapıdır. Bir kapısı, bir şerefeli minaresi vardır. Bu cami Temür vak'asında bitirilemeyip eksik kalmıştı. Yıldırım Bayazıd Han oğlu Musa Çelebi Rumeli'den mal gönderip bitirtti. Evkafı az olduğundan garip kalmıştır.


Muradiye Camisi:

Çelebi Mehmed Han oğlu Murad camisidir. Bursa'nın batısında, şehirden dışarıdadır. Dört yanı han, cami, imaret, mescitler, tekke ve medreselerle süslü, mamur, bağlı bahçeli, cana yakın bir ibadet yeridir. Yapan, Fatih Sultan Mehmed Han'ın babası ikinci Murad Han'dır ki ski kere padişah olmuştur. Edirne'de merhum olup na'şı Bursa'ya getirilmiş ve bu caminin alanına gömülmüştür. Ruhaniyetli bir camidir, insan ibadetle meşgul olmak için girse gece gündüz kapanıp çıkmak istemez, iki kubbelidir.
Kıble kapısından mihraba kadar uzunluğu 150, eni 60 ayaktır. Mihrabı, minberi, Müezzin Mahfili sade, güzel ve eski tarzdadır. Bu cami 850 yılında {=29 Mart 144618 Mart 1447) yapılmıştır. Bir tabaka yüksek minaresi vardır. Dış hareminde çınarların her biri göğe uzamıştır. Cemaat, gölgelerinde gamsız kedersiz oturur. Bursa'nın bir gezinti yerinde yapılmış Selâtin camisidir. Nice şehzadeler burada gömülüdür.

Emir Sultan Camisi: Etrafı gören bir şey üzerinde yapılmış bir camidir.
Molla Arap Cebbarı Camisi: Şehrin doğu tarafındadır. Ulu Cami tarzında yapılmış güzel bir camidir. Yüksek yerde olduğundan havası gayet hoş bir gezinti yeridir. Molla Arap Cebbarı adıyla adlandırılmış olup hoş havası insanı cidden cebren götürüp Hakka ibadet ettikten sonra halkla sohbet ettirir.


Musalla Camisi:

Sed başında çimenlik bir ovada yapılmış, dört tarafı kagir duvar büyük bir camidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder